Hakkımda

Fotoğrafım
Fotoğraf, müzik, gezi, yemek, hukuk = Rüya =)

25 Ağustos 2011 Perşembe

Ağustos Böceği İle Karınca


















Karıncayı tanırsınız
Minimini bir hayvandır
Fakat gaayet çalışkandır
Gaayet tutumludur, yalnız
Pek hodgamdır, bu bir kusur:
Hodkam olan zalim olur.

Bir gün ağustos böceği
Tembel tembel ötüp durmak
Neticesi aç kalarak
Karıncadan göreceği
Bürudete bakmaz, gider
Bir lokma şey rica eder
Der ki: - Acıyınız bize
Coluk çocuk evde açız
Ianenize muhtacız.
Karınca bir yüreksize
Layık huşunetle sorar:
- Aç mısınız? Ya o kadar
Uzun, güzel günler oldu.
O günlerde ne yaptınız?
Böcek inler: - Açız, açız
Bakın benzim nasıl soldu
O günlerde gülen, öten
Sazla, sözle eğlenen ben
Bugün bakın ne haldeyim!
Vallah açız, billah açız,
Halimize acıyınız!
Karınca eğlenir: - Beyim,
şimdi de raksedin, ne var?
'Yazın çalan kışın oynar.'


Tevfik Fikret


21 Ağustos 2011 Pazar

Günün şarkısı!

Gününü sıkıcı olmaktan çıkarmak istiyorsan, sana bir kıyak yapıyorum o zaman BURAYA TIKLA!

14 Ağustos 2011 Pazar

Eşref-i mahlukat!


İnsan doğar doğmaz kendini diğer canlıların efendisi, diğer canlıları da kendisinin hizmetkârı olarak buluverdi. Bunun için hiçbir çaba sarf etmedi, hiçbir iktidar mücadelesine girmedi, hiçbir kurnazlık peşine düşmedi, entrika çevirmedi.
Oysa dünyada cüssesi ondan kat be kat iri, dişleri, gözleri daha keskin, pençeleri daha keskin, çok daha hızlı ve atak yüzlerce çeşit hayvan vardı.
Ama o hayvanlar, değil iktidar mücadelesine girmek, insanlık için köpek gibi sadık, arı gibi çalışkan, koyun gibi nereye güdersen oraya giden birer hizmetkâr görevi gördüler.
En yırtıcı olanlar bile, insanlarla aralarına gizli bir çizgi çekerek, kendi yaşam alanlarına girilmediği sürece insanları rahatsız etmediler. Aslan gibi, kendi mekânlarında sembolik bir krallık sürmekle yetindiler.
Bu doğar doğmaz bulduğumuz manzarayı biraz ters-yüz edelim:
Denizleri balinalar, piranhalar ve köpek balıkları ele geçirsin.
Havayı kartallar, şahinler ve akbabalar kontrol altına alsın.
Aslan ormanlardaki sembolik krallığını resmileştirip insana meydan okusun.
Çöllerde develer başarılı bir isyan hareketi gerçekleştirsin.
Böyle bir dünyada insanlar hâlâ aralarındaki farklılıkları düşmanlık sebebi sayarlar mıydı dersiniz? Koyun kurtla aynı amaç için birleşirken, insan, derisinin rengine aldırır mıydı?
Ve böyle bir dünyada on binlerce insanın ölmesi alelade bir olay gibi geçiştirilir miydi? Eğlence tüm tantanasıyla, kavgalar tüm sertliğiyle, tartışmalar tüm hararetiyle devam edebilir miydi?
"Ne yapalım, hayat devam ediyor diyerek kameraya gülümseyebilir miydi?
Hiçbir şey yapamasa da, hiçbir şey yapamamanın azabını duymaz mıydı?
Bir tür dayanışma.
Bir "tür" dayanışması.
Neyse ki sadece bir varsayım.
İnsan hâlâ eşref-i mahlukat. Hâlâ tüm canlılar ona hizmetkâr.
Ama bu, aşağıların en aşağısına düşmesine engel değil.
Dünyayı insan görünüşlü hayvanların istila etmesine ise hiç engel değil...

3 Temmuz 2011 Pazar

O değilde...


O değilde.. Şu günlerde acayip böyle Ankara'ya gidesim var, niye bilmiyorum. Ben bir Ankara tutturmuşum ooh ne güzel, dilimde hep bir Ankara. Ankaralı şiirler dinleyip, şarkılar söylüyorum felannss...




O zaman şu şarkı gelsin mesela Zuhal Olcay'dan..



5 Aralık 2010 Pazar

Yalnız kalma korkum ve ben... Farkındaydım aslında bu korkumun. İlkokul çağlarımdan beri süre gelen bir korkuydu bu. Tek başına sınıftan çıkamamak, kantine, tuvalete filan gidememekle başladı. Sonra bu korku, çeşitli süreler zarfında yön değiştirmeye başladı. Mesela;

İnsanlar yalnız başlarına sinemaya, ne bileyim yemek yemeye gittiklerini söylediklerinde şaşırmaya başlar olmuş durumdayım. Çünkü ben hayatımda hiç tek başıma sinemaya gitmemiş biriydim.. Dışarıda güzel, parlak bir günde eline kahvesini alıp tek başına oturup, İstanbul'u seyredememiştim bile... Zamanla bunu dert etmeye başladığımı fark ettim. Evet bunları yapmak için geç kalmış değildim, fakat bu korkum olduğu sürece hiç yapamayacağımı da biliyordum. Bende üzerime düşeni yapıp, korkmama kararı aldım. Yanlış anlamayın, aslında korkum insanlara olan çekinceden filan kaynaklanmıyordu. Sadece tek başına bir şeyler yapmak istememekten kaynaklanıyordu. Evet dediğim gibi bunu kırmalıydım, hatta bunu yazdan kalma günler yaşadığımız şu günlerde yapmalıydım.. Ve yaptım da. Bir defaya mahsus da olmadı bu. Devamı geldi.. Çook uzun zamandan beri görüşmediğim bir dostuma kavuşmak gibi bir şeydi kendime kavuşmam..

Benim durumumda olan bir çok kişi olduğunu biliyorum aslında. Ve herkesi zincirini kırmaya davet ediyorum..

=)


22 Nisan 2010 Perşembe

Liste


Tatil, güneş, polisiye romanı okumak, müzik, fotoğraf çekmek, dere tepe gezmek, bisiklete binmek, taksime gitmek, kusana kadar içmek, lost izlemek, sabahlamak, tüm gün uyumak, fotoşop yapmak, internetin başında sabaha kadar durmak, buz pateni, gitar çalmak, kavun yemek, dans etmek, karakalem çizmek, isveç, aylak aylak oturmak, belgesel izlemek, avatar izlemek, sponge bob izlemek, çalıkuşunu 21321. defa okumak...

Ne garip şeyler özlenebiliyormuş. Acıktım. Ama saat gecenin 2 si bu saatte yemem ki ben. En iyi zıbarayım..

9 Aralık 2009 Çarşamba

Lise sorunu

Liselerin 4 sene olması ve hazırlığın kalkması büyük bir sorundur bence!

4. sınıf öğrencisi olarak, son seneyi tamamiyle boş ve gereksiz buluyorum. Ne gerek var? Saçma sapan dersleri koyarak hem öğretmenlere hem de bizlere eziyet etmenin mantığı ne?

Ya da bu kadar saçma ders koyacaklarına genel liselere ingilizce koysalardı bari 4-5 saat. En gelişmemiş ülkelerin bile gençleri çatır çatır ingilzce konuşurken, türk genci özentilikten öteye geçemiyor ingilizce konusunda.

Eğitim sistemi, politik nedenlerle sürekli değişen bir ülkede yaşıyoruz. Her başa gelen iktidarla birlikte sistem değişiyor hatta iktidarı geçtim, en ufak politik sorunda bile değişiyor. Peki heba olan kim? Yine biziz.

Diğer bir sorun ise ÖSS şimdiki adıyla YGS ve LYS.

ÖSS sistemi mükemmel bir sistem demiyorum kesinlikle. Ama ülkesindeki insanlara 3 çocuk yap, diyen bir iktidarın olduğu ülkede yaşıyorsak şayet, bu gençlerin üniversite yolunda bir şekilde elenmesi gerekecek, mevcut üniversitelere bakıldığı zaman kontenjan yetmiyor çünkü. Gönül ister ki, herkes üniversitelere gitsin ( gitmek isteyen) kalkınma hızımız, üniversiteli işsiz olmadan artsın.

Mesela, şimdi ki sorun da katsayı sorunu ona hiç değinemeyecğim. Çok alengirli bir mesele çünkü :D Ama domuz gribi, kat sayı derken sınav çok ileri tarihlere ertelenmesin bizimde kendimizi hazırladığımız biyolojik saatimiz allak bullak olmasın.

Kalın sağlıcakla!!